Social Icons

Pages

Edremit İlçe Tanıtımı 1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edremit İlçe Tanıtımı 1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2013 Pazar

Edremit İlçe Tanıtımı 7

M.Ö. I. Yüzyılında Urartu mimarlığının seçkin örneklerini yansıtan saray, tapınak, kale duvarları, binaların yapımında kullanılan, oldukça sert, sarımtırak renkli kireç taşları iki büyük taş ocağı merkezinden elde edilmiştir. Bunlardan biri Van'ın merkez köyü Çoravanis (Kavuncu) yakınlarında, ikincisi ise Van Ovasının güney ucunda bulunan Edremit (Yani Sarmansuyu) ve çevresidir.
Edremit çevresinde ise batıda Van Gölü kıyısından, doğuda Köroğlu tepesine dek yaklaşık 13 km.'lik bir alanı kapsıya kaya toplulukları arasında kreç taşı yığışımları göze çarpar. Van kalesi, Çavuştepe (eski Sardurünili) gibi anıtsal kalelerin de yapımına gereç sağlayan taş ocakları ve atölyelerin önemlileri "Edremit", "Alniunu", "Harapköy", "Tep", "Sıvakerek" (Ayazpınar), "Aşağı Zivistan" (Elmalık) ve "Köroğlu Tepe"sidir.
M.Ö. 8. yüzyılda Urartu'larca Çavuştepe kalesinin sur duvarları, tapınak ve anıtsal yapılarda kullanılan sert ve sarımtırak renkli kreçtaşları; Zivistan (Elmalık)'nın güney doğusunda Köroğlu Tepesi (2294 m.) taş ocaklarından götürülmüştür. Köroğlu tepesinin güneybatı yamacında yontulmuş 8-10 tonluk ağırlıkta büyük olan. dikdörtgen kreçtaşı bloklar üzerinde kesilme işlemi yapılmış yarım kalmıştır. "V" biçimli ikiye ayırma, çalışması ile halen yaşamaktadır.
Köroğlu tepesinde Prof.Dr. Oktay Belli "bu bulgular görüşümüzü desteklemektedir" demektedir.
Edremit ve çevresindeki taş ocakları ile taş atölyelerinin, M.Ö. 9. yüzyılın ortalarında Urartu Krallığı, Van Kalesi yapılarında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Edremit'in hemen güneydoğu yamacında, yayvan tepe üzerinde oldukça büyük bir taş atölyesi ile yerleşme merkezinin varlığını Prof. Dr. Oktay Belli "saptamış bulunmaktayız" ifadesi ile aynı yörede yarım kalmış 4-5 ton, 1.5-2 m. uzunluğunda l m. yüksekliğinde 80 cm. genişliğinde çok sayıda taşın Van Kalesindeki sardun (Madır burç) burcu kireçtaşı bloklarının benzerlerini oluşturmaktadır. Alniunu kenti taş atölyesi olarak tanımlanan Taş kale civarı; Van kalesinden 17 km. mesafede olması, Van ovasından yüksek bir yamaçta bulunması, Van Gölü'ne kolayca indirilmesi, Van Kalesine taşınmasını kolaylaştırmıştır. 
Alniunu Kenti taş atölyesi, Van-Edremit karayoluna toprak bir yolla bağlıdır. Taş atölyesinin işlenmiş taşları ortaçağda gömüt taşı, manastırların yapımında kullanıldığı, çevrede bulunan manastır kalıntıları, gömüt taşları üzerindeki haç işaretleri doğrulamaktadır. 10 yıl önce kurulan kireç üretme ocağı; yerleri merkezi ile taş atölyesindeki yıkıma neden olmuş, hız kazandırmıştır. Edremit Harapköy (1900 m.) Tepe'ye uzanan dalgalı arazi yoğun kireçtaşı damarlarına sahiptir. Harapköy civarında işçilikleri bitirilmeden yarım kalan dağınık kireç taşları görülmektedir. Edremit Alniunu taş atölyesinin yanı başında büyük taşlardan örülen 11 m. 
uzunluğundaki sur duvarında herhangi bir bastikan çıkıntısı görülmemektedir, l m. yüksekliğindeki duvarın taşları kabaca düzeltilmiştir. Bu set kentin, savunma yönünden zayıf bir kısmını oluşturur. Duvar kalıntılarının Urartu Kralı İşpuini (M.Ö. 830-810) dönemine rastlayan ve daha eski bir tekniği yansıtmaktadır.
Van Kalesindeki Sardur Burcu taşları M.Ö. 9.yüzyılın ortalarında bilinen en eski yapısıdır. Bu burçların üzerindeki yazılarda da; taşların Alniunu kentinden getirilerek yapı inşa edilmiştir. Burçtaki yazıtların metni şöyledir: Büyük kral Lutipri'nin oğlu, güçlü, kral, evrenin kralı, Nauri Ülkesi'nin kralı, eşi bulunmaz kral Savaşmakdan korkmiyan, hayranlık uyandıran çoban, kendine boyun eğmiyenleri kendine bağımlı kılan kral Sarduri'nin yazıtı. (Ben) Lutipri'nin oğlu, krallar kralı, bütün krallardan haraç alan Sardur (un). Lutipri oğlu Sardur böyle söyler. Ben bu taş blokları, Alniunu kentinden getirdim. Bu duvarı ben yaptırdım.
Bu Urartu Krallığının ilkyarılı belgesini oluşturur. Ancak yakın zamanda açılan kireç ocağına gereç sağlayan marinaların yıkım sonucunda parçalanan kireç taşı üzerindeki çivi yazısı ilginç bir buluntudur. Kapı girişi kentin kuzeydoğusundadır. Genişliği 4 m. kapı girişinin yanlarında bulunan surun ön yüzü yıkıma uğramasına karşın, arka yüzü belirgin olarak görülmektedir. Kapının iki yanı taş bloklarla özenle örtülmüştür. Taş temeller l .60 m.. yüksekliğinde 4 taş dizisinden oluşmaktadır. Taşduvar ile kerpiç duvarı birleştiren iki yassı sall taş (Loyter) dizisinden sonra, kerpiç duvar kalıntısı bulunmaktadır. Yarım kalan taşlar üzerinde, Urartu taşçı kalemleri, murç, taş işçiliği konusunda bilgi edinmemizi sağlamaktadır. Taşların tüm işçiliğinin adı geçen Alniunu taş atölyesinde tamamlandığı kanıtlanmaktadır.
Alniunu taş atölyesinin ne zaman, ne şekilde çalışmalarının terk edildiği bugün çözümlenememiştir. M.Ö. 7. yüzyılda çalışmalarını durdurdukları sanılır. Çünkü 8. yüzyılda Çavuştepe, 7. yüzyılda Urartu'ların ikinci başkenti Toprakkale ve Çoravanis gibi, yerleşim merkezlerinin kurulması buraların önem kazanması sonucunda, Alniunu taş atölyesi etkinliğini yitirmiş olmalıdır. Yeni bir kazı bu taş ocağına açıklık getirebilir.
Sonuç olarak Alniunu Kenti taş atölyesi M.Ö. l.bin yılın başlarında Urartu'ların Van bölgesinde ve Doğu Anadolu Yüksek yayınlarındaki en büyük taş atölyesidir.
Alniunu Kenti Taş Atölyesi; Bugünkü Kıztaşı diye bilinen ve Taş kaleden kopup ayrıldığı sanılan Taş Kaleden başlar, güney-doğuya doğru uzanan alanı kapsar.

Edremit İlçe Tanıtımı 6

Kaynağın çıktığı yerin deniz seviyesinden yüksekliği 1760 m.dir. Menua Kanalı'nın
Van Ovasında son bulduğu yerin deniz seviyesinden yüksekliği ise = 1700 m'dır. 51 km, uzunluğundaki kanal ortalama 10 / 10.000 - 3 / 10.000 arasında bir eğimle Van Ovasına su nakletmektedir.
Ortalama saniyede 2'5 - 3 M3 su taşıyan Menu Kanalı, Van Ovası'na taşıdığı su kapasitesi 75 milyon m3 ten fazladır. 1950'li yıllarda Van D.S.İ. Bölge Mühendisleri ölçüm ve onarım çalışmalarında Urartu döneminin kanal güzergahı'nın değiştirilmemesi kanaatına varmışlardır.
Urartu atölyesini oluşturmaktadır. 51 km'lik bir kanalın oyularak su geçirilmiştir.
Arazinin kullanışsız olan yerlerine yapılan destek duvarlarının yapımında kullanılan milyonlarca m3 taş "EDREMİT" ve "HARABEDAR" mevkilerinden kalka- taşı ocaklarından elde edilmiş, 1,5 ve 2,5 m. yükseklikteki taşların yalnızca dış yüzleri kabaca düzeltilmiştir Edremit'in güneyinde ise ünlü “ALNİUNU KENTİ” ve atölyesi bulunmaktadır. Burası D. Anadolu Bölgesindeki en önemli yaklaşık 23-25 km.si kayalık alanlar oyularak su geçirilmiştir. Depremlerin tekrarlandığı bir bölgede varlığını koruması kanalın kaya içinden geçirilmesi, sağlam destek duvarlarının güçlü oluşunun etkisini göstermektedir.
Manua Kanalı'nın suladığı verimli topraklara ekilen meyve ve sebze bahçeleri; Harabedar Mevki'inin güney-doğusundaki Kadembastı'da yaklaşık 3 km. uzunluğunda 2 km. genişliğe sahip yarım aya benzeyen Kadembastı'daki arazi yapay teraslar halinde düzenlenmiş 6 km2'lik bu arazi toprak taşınarak destek duvarlarda inşa edilmiş, ayakla sıkıştırılmıştır. Böyle kullanılır hale getirilmiştir. Osmanlı Devleti döneminden beri bölge halkı buraya "Uğurlu Yer", "Uğurlu ayak basılan yer" anlamına gelen "KADEMBASTI" adını vermektedir. Destek duvarlarının en yüksekliğinin Kadembastı mevkiinde olup yüksekliği etkileyici bir görünüme sahiptir. Duvar taşları ana temel kaya üzerine oturtulmuş birleştirici malzeme olarak kilin kullanıldığı görülmektedir.
Güneşin akşam üzeri batışına değin ışınlarından faydalanılarak uzun ve meyve bahçelerinden sağlanan meyveler Van bölgesindeki en olgun ve Lezzetli olanlarıdır. Kral Menua Kanalı'nın (Şamram kanalı) Kadembastı destek duvarlarındaki 5 yazıtında birinin içeriği oldukça farklıdır. Duvarın üstündeki büyük bir taş üzerine iki kez tekrar edilen ve iki satırdan oluşan yazıtta aşağıdaki ifade okunmaktadır.
"Bu bağ, Menua'ın kızı Tariria'nındır. Adı "TARÎRÎA BAĞIDIR"
Kadembastı'da Menua'nın kız için diktirdiği üzüm bağları; burayı gerçek anlamda bir cennete çevirmiş olmalıdır.
Van'ın 14 km. güney batısında kalan Kadembastı Zümrüt gibi yeşilliği ile başkent Van Kalesi kayalığından bile tüm ihtişamiyle görülmektedir.
Ünlü Türk Seyyahı Evliya Çelebi'ninde belirttiği gibi, Van kalesindeki yapıların bütün pencereleri Edremit sahrasında bulunan yemyeşil bağ ve bahçelere bakmaktadır. Buradaki meyve bahçeleri ve Üzüm bağları birçok seyyah ve araştırmacı tarafından büyük bir övgü ile anlatılmaktadır. Günümüzde bile Van Gölü'nün güney kıyısındaki en güzel dinlenme yerini Kadembastı mevkiindeki meyve bahçeleri oluşturmaktadır. Akşam üzeri Van Gölü'nün Masmavi sularında batan güneş hiçbir yerde bu kadar doyumsuz ve efsanevi bir güzelliğe sahip değildir. Hatta bu mevkideki asma bahçeleri (Tariria adına dikilen) Asur kraliçesi Semirumis'in dünyanın 7 harikasından biri sayılan ünlü asma bahçeleriyle denkleştirilmektedir.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde; "Van'ın mesire bağları, Van kalesi'nin kıble tarafından hendek aşırı mezarlığa gelince, Edremit kasabasının bağları dahil; uzunluğu ve genişliği (8) er saat olan Van sahrası; bağ, bahçe, ağaçlık, gülistan dır ki; bağlar hakimi, su defteri mucibince 26 bin katardır. Su beyine su aldığı için, su öşürü verirler Bu bağların içine insan girse kaybolur. Her bağda bir akarsu, havuz Şadırvan sıçramaktadır. (Havuzların bazıları şimdi dahi bahçelerde mevcut) Her birinde bir güzel köşk vardır" demektedir.
Kadembastı'daki , asma bahçeleri ve meyve bahçeleri konusundaki en eski bilgiler; Urartu Kralı İzpuini (Yakl. Öl. M.Ö. 830 veya 810) dönemine rastlamaktadır.
ALNİUNU KENTİ VE TAŞ ATÖLYESİNİN KEŞFİ
Van kalesinin batı ucundan kuzeye doğru uzanan ve Sardur Burcu ya da Madır Burcu olarak tanımlanan yapının I. Sarduri tarafından yaptırılan 47.00 m. x 13.00 m. boyutlarındaki dikdörtgen planlı yapı, 3-4 m. uzunluğunda, l m. kalınlığında ve her biri ortalama 8-10 ton ağırlığında olan kreç taşları ile örülmüştür. Bu burcun; bir liman uzantısı mı, yoksa Van gölüne 1.5 km. mesafede, kalenin batı kesimini koruyan bir stratejik alan mı, veya bir Urartu tapınağı mı olduğu bugün bile anlaşılamamıştır.
Bugünkü bilgilere göre Sardur Burcu yazıtında; taşların Alniunu kentinden getirildiği belirtilmektedir. Adı geçen kent ve kreç taşı ocakları, atölyesinin yıllarca araştırılmasına rağmen yeri saptanamamıştır. C.F. Lehmann-Haupt, bu taşların Malazgirt'ten Van Gölüne buradan da sallarla kaleye getirildiğini Alniunu Kenti'nin Malazgirt olabileceğini ileri sürmüştür. C.A. Burney ise Alniunu kentinin Erciş olduğu Deliçay (Haydarbey-Alibey) kalesi limanından Van gölü üzerinden taşındığı sonucuna varmıştır.

Edremit İlçe Tanıtımı 5

Kaynaktan çıktıktan sora araziye açılan bir kanalla Gürpınar Ovası'nın sulanmayan kısmını sulamaktadır. Asıl olan ve kuzey yönüne doğru toprak bir kanalla alınan, küçük bir dere kadar hızlı akan kaynak suyu ise, Kuzeybatıya Van Ovası'na taşınan ve Osmanlı Döneminde yapılan (Aşağı kaymazda) 40 adet su değirmenini çalıştırdığı (çevrede bu değirmenler "çılaş denilmektedir) çoğunun bugün dahi kullanıldığı görülmektedir. Bunların Urartu keşifleri arasında olup, olmadığı kesin bilinmemektedir.
51 km, uzunluğundaki Menua Kanalı'nın en ilginç özelliği Doğudan-batı yönüne akarak Van Gölü'ne dökülen Engil Çayı (Dönemeç) nın üzerinden geçirilmiş olmasıdır. Ne yazık ki bu aşırtma kemerinin duvarlarının yıkılması, nasıl bir plana sahip olduğunun anlaşılmasını güçleşmiştir. Zamanımızda da anlaşılamamıştır. Görülen o ki kayalık ve dar bir boğazdan geçirilen, iri taşlardan yapılmış duvarların temel kalıntıları mevcuttur. Günümüzde aynı aşırmaz betondan basit bir kemer aracılığı ile su Engil Çayı üzerinden karşıya, kuzeye geçirilmiştir. Anlaşılan şu ki, tarihi araştırma kemeri yapılmadan önce suyun Engil Çayına, dolayısıyla Van Gölüne döküldüğü bir gerçektir. Ancak Urartuların Olağan üstü Mühendislik bilgilerini ortaya koydukları açıktır. Ortada beton su aşırtma kemerinin 200 m. kuzey-batısında, 14 m.. yüksekliğindeki kalker düzeltilmiş ön güney yüzüne yazılan çivi yazısı, kanal ile ilgili ilk;Urartu inşa yazıtını oluşturmaktadır. Ne yazıkki; kayanın çatlama sonucunda yazıtın yarısı son 90 yıl içinde kaybolmuştur. 
19. yüzyılın sonlarında Menua Kanalı üzerinde araştırma yapan W. Belek ve C.F. Lehnıann-Hauptı'mn tesbitlerinde yazıtın sağlam olduğu görülmüştür. Bunun yanında Menua Kanalı boyunca 14 çivi yazılı kitabe daha kaybolmuştur. Bu kadar çok kitabenin yazılması bir sonsuzluk anıtım oluşturan kanalın kitabelerinin yok olması ihtimaline karşı önlem alınmalıydı. Bu tahrip, doğanın etkisi sonucunda olduğu gibi, insanlar tarafından bilinçsizce yok olmuştur, yapı malzemesi, define arayıcılar en büyük sebeplerdir. 16 satırdan oluşan son dört kitabe, kanalı yaptıran kral Menua'nın adından söz eder. Yazıtların sonucuna konulan beddua kısmı yoktur. Yazıtlardan dört uzununda aşağıdaki metin tekrar edilir.
"İşpuına'nin oğlu Menua, Tanrı Haldi'nin gücü sayesinde bu kanal'ı açtı. Adı Menu Kanalıdır. Tanrı Haldi'nin büyüklüğü sayesinde; Menua güçlü kral, büyük kral, Bianili ülkelerinin kralı, Tuşba Kenti'nin efendisidir. Menua derki, kim bu yazıyı silerse, kim onu tahrip ederse, kim bunu görürse, kim başkasına; "Bu kanalı ben açtım" derse O, Tanrı Haldi Tanrı Teişiba, Tanrı Şivini ve bütün tanrılar tarafından mahvedilsin güneş ışığından yoksun edilsin”Bu kitabelerin Halen mevcut Kadembastı kanal seddindeki duvralarda olduğu, kısmen tahrip oldukları görülmektedir.
Kalker kayalıklar oyularak açılan kanal suyu, önce batı, sonra güneye doğru devam etmiş. Ortalama 3,5-4 m. genişliğinde, 15-2 m. derinliğinde yer-yer değişmektedir. Araziyi sulamak için, güney kenarlarından oyularak açılan su savakları, günümüze kadar varlığını korumuştur (yakın zamanda DSİ Bölge Md. Ve bazı savaklar büngüyü boluhyu prize dönüştürülmüştür).
Güney-Doğusunda; iri taşlardan inşa edilmiş anıtsal duvar kalıntıları, Çayırbaşı Köyü yerleşim merkezinin önemini vurgulamaktadır.
Kral Menua'nın döneminde kurulduğu sanılan Çayırbaşı (Kerevanıs) yerleşim merkezinin en büyüğünü oluşturduğu, bu köyün, Gürpınar Ovası'ndan elde edilen tarım ürünlerinin depolandığı yer olarak bilinmektedir.
Kanalın bir seviyede seyri için arazinin elverişsiz olan derinliklerine yüksek destek (istinat) duvarları örülerek kanal yolu aynı seviyeye getirilmiştir. En yüksek istinat duvarları: l- Gülo Boğazı, 2. Kadenbastı mevkileridir. Bu duvarlardaki çivi yazıları kısa olup, şu cümleler tekrar edilmiştir. Tanrı Haldi'nin kudreti sayesinde İbpuinuoğlu Menua bu kanalı açtı. Adı Menua Kanalıdır.

Edremit İlçe Tanıtımı 4

Urartu'larda, ölünün gömüleceği mezarın türü ne olursa olsun dini bir merasim olasılığı görülmektedir. Mühür üzerindeki betimlemelere göre, ölü mezarlığa bir tabut veya araba ile getirilmekte, gömülerin mezar kapağından, kabartmalardan anlaşılacağı üzere kurbanlık için, boğa, keçi tercihi görülür. Kesilen hayvanın bir kısmı pişirilerek merasime katılanlara, bir kısmı da çanak ve tabaklarda ölünün yanına konulur. Bu bulgular ilk kaya mezarlık alanında taş ocaklar ve at nalı şeklinde tandırlar bulunarak kanıtlanmıştır
Menua (Şamram Kanalının) Çıktığı Kaynak
Tarihi Şamram Kanalı, Gürpınar ilçesi Yukarı Kaymaz (Mejingir) köyü; (adı geçen bu köy Gürpınar'ın mahallesi olmuştur.) Zernek barajından Gevaş ilçesine giden kanalın kuzey bitişiğindedir. Kaynak sakinleri bu büyük su menbaasına "Başbulak" söylemektedirler. Bu kaynaktan çıkan su, (37x38 m.) büyüklüğünde bir depoya alınmış.
 Bu depodan bir bölümü Menua-Şamram kanalına, bir kısmı ikinci bir depoya alınmış olup, Van'a içme suyu olarak gitmektedir. Artan üçüncü kısmı ise "Havasor Gürpınar-Gevaş arasındaki ovaya verilmektedir. Depodaki su kireçsiz ve çok soğuktur. Ancak geçtiği topraklardan kireç almaktadır. Kireçsiz olduğunu içindeki taşların beyazlaşmadığına bakarak ifade edebilmekteyiz.
Menua (Şamram Kanalı Aşağı Kaymaz'da Engil (Dönemeç) Çayı üzerinden geçirilmiştir. Bu Urartu'lar dönemine rastlar. Ne acıdır ki, akıllara durgunluk getiren bu köprü üzerinde yazılı kitabe insanlarımız tarafından bilinçsizce kırılmış, yazı yok olmuştur. Çok daha sonra betondan yapılmış basit bir köprü aracılığı ile su Şamram Kanalına bağlanmıştır.
Menua (Semiramis/Şamram Su Kanalı)
Anadolu ve dünya su mühendisliğinin bir harikası olan ve 51 km. uzunluğundaki Menua Sulama kanalı, aynı zamanda "2800" yıllık ölümsüz bir aşk efsanesini de simgelemektedir. Kanalın çevresinde kral Menua (Yakl. Öl. M.Ö. 810-786) tarafından kızı Tariria için bugünkü Edremit'in güney-batısında asfalt yol ve Kız Damı arasında KADENBASTI mevkiinde yapay teraslar halinde yaptırılan asma bahçeleri, Asur kraliçesi Semiramis'in dünyanın yedi harikasından biri sayılan asma bahçeleriyle özdeşleştirilerek efsaneleştirilmiştir. Bu kanalın en az %70 km.'si Edremit'in içinden geçmektedir. Çağlar boyunca adını değiştirmeden varlığını sürdüren Şamram Kanalı günümüzde sevilerek söylenen halk Türkülerinde "EDREMİT VAN'A BAKAR, İÇİNDEN ŞAMRAM AKAR" dizeleriyle yaşamağa devam etmektedir.
Van'ın 50 km. güneyinde yer alan Gürpınar (Havasor) ovasından Urartu Krallığının başkentinin bulunduğu Van ovasına tatlı su taşıyan Menua Kanalı (Şamram Kanalı) geçtiği yerlerde yapılan tarıma hayat vermekte, kanal boyunca yaklaşık 5000 hektarlık araziyi sulamaktadır. Edremit-Kıyıcak köyü bitişiğinde 5 megavat gücünde elektrik bu su ile üretilmektedir.
Yapıldığı tarihten günümüze kadar "2800" yıldan beri kesintisiz olarak çalışan böylesine ölümsüz bir sulama kanalının benzerine şimdiye kadar Anadoluda ve dünyada rastlanılmamıştır.
Şamram Kanalı Van'ın en yüksek doruğunu oluşturan Başet Dağı'nın (3686 m.) batı yönünde dağın bir uzantısı olan kalker kayalıkların batı eteğinde yukarı Mejingir (Yukarı Kaymaz) Köyünün kuzey yönünde kalker kayalıklarının batı eteğinden çıkar. Taşıdığı su potansiyeli açısından Van bölgesindeki en büyük su kaynağını oluşturmaktadır. Kaynaktan çıkan su, saniyede 6-10 m3 arasında değişmektedir. 37x38 m. çapında bir alandan çıkan kaynağın benzerine bölgede rastlanılmamaktadır.
Kaynağın 23-24 m. güneybatısında kalker bir kayalığın büyük bir özenle şekillendirilmesiyle oluşturulan yüksek yazıt kaidesi üzerinde bulunması gereken çivi yazılı stel, ne yazıkki kaybolmuş, tahrip olmuş, ya da çalınmıştır. Ayrıca kayalığa oyulmuş benzer yazıt kaidesi Urartu Krallarından Ü. Ruso (Yakl. öl. M.Ö. 685-645) tarafından yaptırılan Ruso Barajı'nda da (Keşiş Gölü) bu barajın da kimin tarafından ve hangi amaçla yaptırıldığını anlatan bu önemli çivi yazılı stel. Almanya'ya kaçırılarak Berlin Pergamon müzesinde sergilenmektedir. Büyük olasılıkla bu kitabe kral Menua tarafından inşa kitabesi olması gerekmektedir.

Edremit İlçe Tanıtımı 3

Urartu krallığının ulaşmış olduğu teknolojik ilerlemenin temelinde özellikle madencilik endüstrisinin göstermiş olduğu gelişmenin çok büyük bir etkisi olmuştur. M.Ö. l. Yüzyılının ilk yarısında Urartu krallığı; Anadolu, ön Asya, dünyanın en büyük madenci toplumuydu. Sulama kanallarının açılmasında, duvarlarında kullanılan milyonlarca m2 taşın çıkarılmasında, kolay ve çabuk işlemesinde önemli bir rol oynadığı ortada, Demirden yapılan yüzlerce; kazma kürek balyoz, kaldıraç (mancılık) murç v.b. araç ve gereçler Urartu'ların maden devri, madencilikte göstermiş oldukları ilerlemeyi kanıtlamaktadır. 
Hem de iklim koşulları yüzünden yıllık çalışma süresi “5” ayı geçmeyen bölgede (D. Anadolu Böl.) bu kısa çalışma süresi içinde sulama kanalları, baraj ve gölet inşa ediyorlardı.
Urartu mimarlık anıtlarının olağan üstü denilecek ölçüde başarılı bir şekilde inşa edilmesi ortaçağ ve Osmanlı hükümeti dönemi mimarisi ve mühendisliğinde, geleneksel olarak etkilemiştir. 17. yüzyılın ortalarında Urartu krallığının başkentliğini yapan VAN Kalesi'ni ziyaret eden Ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi hem Van Kalesi'ndeki Urartu dönemi kaya işçiliğini büyük bir övgüyle anlatmış, hem de Van'ın çok başarılı mühendisler yetiştirmekle ünlü olduğunu şu cümleyle belirtmektedir.
"Ustad Mühendisleri, yapıcıları vardır ki; benzerleri ancak Sakız' da ola"
Doğu Anadolu bölgesinde şimdilik iki ünlü sulama kanalı bulunmaktadır. Bunlardan bir yaklaşık "170" yıldan beri bilinmesine karşın yeterli derecede araştırılmayan Menua (Semiramis) Kanalı, diğeri, yakında keşfedilen Ferhat Kanalıdır.
URARTULAR'DA GÖZLENEN FARKLI MEZARLAR VE İNANIŞLAR: (EDREMİT - DİLKAYA HÖYÜĞÜ VE MEZARLIKLARI) ÖLÜ YAKMA
Çeşitli halk topluluklarının ölü gömme geleneğine bağlı olarak gelişmiş olması doğaldır. Ancak Urartu'larda farklı ekonomik yapıdaki kişilere ait mezarlar; kalite ve mimari açıdan da farklıdır. Basit mezarlar toprak ve taş mezarlardır. Dukaya mezarlık alanında görüldüğü gibi. Ölülerin yakılarak bir ÜRNE içine konulması. Yakma daha ziyade fakir halk tabakası tarafından benimsendiği önerileri yaygındır. Dukaya mezarlık alanında aynı oda mezar içinde inumasyon ve kremasyon uygulamasının aynı anda var olduğu kanıtlanmıştır. Oda mezarlarda aynı aileye ait olması olasılığı ve aynı aileden farklı kişilerin farklı şekilde gömüldüklerini arkeolojik bulgular göstermektedir. Oda mezarlarda eski ölülerin iskeletlerinin geriye itildiği, yeni ölülerin öne alındığı, Urartu Krallık öncesi dönemde de yaygın olduğu bilinmektedir. Bulunan mezar tesbitlerinde: Mezarın uzunluğu 3.30 ile 4.50, genişliği 1.50 ile 2.30 m. arasında değişmektedir. 

Toprak çukurlar içine taş ile örtülmüştür.
Yükseklik 2.5 m. ihtimalinde. Mezarın güney batı dar yüzünde bir dromos yer alır. Dromos ile mezar odası arasındaki dikine duran saltaşı kaldırarak farklı zamanlarda gömme yapmak mümkündür. Ölüye armağan olarak çanak, çömlek gömülür. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan veriler: Urartu mezar mimarisinin, erken demir çağ ötesine gittiği bilinmektedir. Merasimle gömülen ünlülerin betimli adak eşyaları: kemer, miğfer, mühür gibi kişisel eşyalardır.
Ölü Yemeği

Edremit İlçe Tanıtımı 2

EDREMİT İLÇE TARİH
A) M.Ö. TARİH DÖNEMİ
1. Demir devri-Yontma taş devri
2. Urartular devri
3. Çeşitli kavimlerin geçişleri.
B) M.S. TARİH DÖNEMİ
1. Selçuklular devri.
2. Osmanlılar devri.
3. Cumhuriyet dönemi.
EDREMİT İLÇE TARİHSEL GELİŞİMİ
EDREMİT'İN TARİHSEL GELİŞİMİ
Van-Edremit ve çevresi çok eskilere dayanan bir tarihi geçmişe sahiptir. Van'a 18 km. yakınlıkta olan Edremit'in kesin kuruluş tarihi bilinmemekle beraber; Van'ın tarihine ve Menua (Şamram) kanalının yapım tarihine bağlı olarak düşünüldüğünde M.Ö. 900. yıllara uzandığı görülür. Bu tarihlerde Edremit, Urartu Devleti bünyesinde tarih sahnesine çıkar. Başlangıçta demir devrini yaşayan Urartular; Kadembastı'da Şamram kanalının güneyindeki tepede, yerden yüksekliği 10-12 m. olan "Kız Damı" (çevrede Dev Damı diye adlanır) mağarası; içinde sütunlar, ocaklar, güneyden çıkış yolu, kuzey- aşağı tualet kanalı bile oyulmuş. Ancak kime ait olduğu bilinmeyen bu mağara; prehistorik döneme (tarih öncesi) ait olduğu bilinmektedir. Edremit’e yerleşimin bu dönme dayandığının başka bir kanıtı, Şamram Kanalı istinat duvarlarındaki (Hatt-ı çiviler) çivi yazılarıdır.
EDREMİT URARTULAR
URARTULAR DEVRİ
Urartulardan öncede çeşitli kavimlerin Edremit üzerinden batıya transit olarak geçtikleri kesindir. Asurlular v.b. çevredeki tarihi eserlere bakılınca, ağırlıkta Urartu'ların Edremit'de hüküm sürdükleri görülür. (Şamramın Kanalı, Alniunu taş ocakları atölyeleri v.b) Aslında Urartu Devleti (krallığı) Asurlular saldırılarına kadar bir bütün halinde yani bir devlet yapısında değildir. Asur saldırılarına karşı birleştikleri ve başlarında Lutipris'in oğlu I. Sarduris'in geçtiği dönemlerde bir devlet görünümü çizmişlerdir. Saldırılar karşısında bütünlüğünü korumasını bilen Urartu'lar Asurlu'lara karşı koyarak Asurlular’ı püskürtmeyi başarmışlardır. (M.Ö. 900. asrın beşinci yarısında.)
Urartular'ın hüküm sürdükleri M.Ö. 900-600. yüzüncü tarihler arasında; uygarlıkta, devlet teşkilatında, dil ve yazıda, yaşayışlarında, yapı ve mimarlıkta, sulamada, tarımda; günümüzde bile büyük bir hayranlıkla izlenen örnekleri akıllara durgunluk vermektedir. Büyük bir hayranlıkla izlenen Urartu Sulama kanalları, Urartular'dan sonra Doğu Anadolu Bölgesinde, Urartu krallığının yapmış olduğu (yeniçağ dahil, hiçbir uygarlık) kadar sulama kanalı, göller ve baraj inşa edilmemiştir. Bundan önemlisi 2800 yılından beri çalışan bu su tesislerinin benzerine, dünyanın hiçbir yerinde rastlanılmamaktadır. İlginç inşa tekniğinin tarihsel gelişimi büyük bir önem taşımaktadır.
Doğu Anadolu Bölgesi, en şiddetli deprem kuşağında yer almaktadır. Bu bölgede bulunan Urartu, Ermeni, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu Beylikler ve Osmanlı Devleti dönemlerine ait anıtsal mimarı yapıların depremlerden büyük ölçüde etkilendikleri görülmektedir. Hele Doğu Anadolu Bölgesindeki Roma ve Bizans dönemi su tesisleri vukuu bulan depremin etkisinden dolayı sanki kartondan yapılmış bir duvar gibi paramparça olmuşlardır. Örneğin Van'ın 10 km, doğusunda yer alan ve günümüzde "Faruk Bendi" olarak isimlendirilen Roma-Bizans dönemi su tesisleri depremden sadece kalıntıları görülmektedir.
Oysa, Urartu sulama yapıları, sanki günümüzde inşa edilmiş kanısını uyandırmaktadır. En büyük örnekleri: “Menua-Şamram kanalıdır.

Edremit İlçe Tanıtımı 1

VAN İLİ EDREMİT İLÇESİ
EDREMİT İLÇE TANITIM

Edremit, Van ilinin bir ilçesidir. içerisinde asur kraliçesi semiramis'in yaptırdığı şamran kanalı geçmektedir.

EDREMİT RESİMLER,EDREMİT FOTOĞRAFLAR,EDREMİT MANZARALAR,EDREMİT GÖRÜNTÜLER,EDREMİT TARİH,EDREMİT COĞRAFYA
,EDREMİT TANITIM,EDREMİT,VAN EDREMİT
 Ayrıca İlçeyi tepeden gören bir kız kalesi ve bu kız kalesinin karşısında da ermeni yapımı bir şapel'i vardır. 
Van İli Siyasi Haritası

EDREMİT İLÇE TARİH
Edremit kuruluşundan bugüne; Edremit, Gümüşdere, Sarmansuyu gibi adlar almıştır. "Edremit" ismi, en eski olanıdır.
 "Gümüşdere" adının neye bağlı olarak konulduğu bilinmemektedir. "Sarmansuyu" adı; Şamram Kanalından esinlenerek konulmuştur. Merkez belediye bu adla kurulmuştur. En son ve kalıcı olarak "Edremit" üzerinde karar kılınmıştır.
Edremit kelimesi Arapça'dan alınmadır. "Erd=yer, met=uzun anlamında. İki hecenin "Erd+met" birleşmesi "uzun yer" anlamı manasına gelmektedir. Başlangıçta "erdmit" olarak telaffuz edilen bu kelime zamanla halk ifadesinde inceltilerek bugünkü "Edremit" adını almıştır.
Edremit'te çeşitli kavimlerin yanında Kaldi Kehaldiler (Urartular), Asuriler, Menuas kavimleri, Semiramis sülaleleri yerleşmiş olabileceği, daha sonraları, doğudan gelen Sasaniler, Müslüman 
Araplar M.S., XII. yy. ortalarında Van ve yöresini hakimiyetleri altına aldıkları bilinmektedir. Müslümanlarla Bizans Devleti arasında elden ele geçen Van ve yöresinde, Ermeni asıllı beyler de kısa da olsa hakimiyet kurmuşlardır. Müslümanların Bizans'a karşı Selçuklulardan yardım istekleri üzerine (1071), Malazgirt Zaferinden sonra Van ve yöresi Türklerin (Selçuklular)'ın eline geçer.
Van ve yöresinde beyliklerin hüküm sürdüğü, 1387'de Timur'un Van Kalesi'ni zaptı ile beyliklerin son bulduğu (Urartu Krallığı M.Ö. 840-600 yılları arasında hüküm sürmüşlerdir) görülür.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız