Social Icons

Pages

Edremit İlçe Tanıtımı 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edremit İlçe Tanıtımı 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2013 Pazar

Edremit İlçe Tanıtımı 14

VAN-ET bilinçli besiciliği çevreye yayma çabasında vatandaşa kazanç kapısı açmakta, işsizlik karşısında 160 kişiye istihdam imkanı sağlamıştır, sosyal faaliyet olarak (Vanspor'a) katkıda bulunmaktadır. Ağrı, Bitlis, Hakkari, Muş ve Van illerinden gelen besi hayvanlarını değerlendirmektedir.
1995 yılında yeni yatırımlarla atılım yapan Van-Et her geçen yıl ürün çeşitleriyle halkımıza daha kaliteli ürünler sunmasını devam ettirecektir.
Son zamanlarda ticaret alanında bir gelişme görülmüş sayılır. İlçe merkezinde esnaflık üzerine ticaret, kereste alım-satımı arsa alımı-satımı ve birkaç kişinin küçük ve büyük çapta müteahhitlik işlerinde çalıştığı görülmektedir. Genelde ilçe merkezi çoğunluğu memur ve işçidir. İlçeye bağlı köylerde ise, hayvan ticareti, taşeronluk, yevmiyeci ve ulaşım işlerinde ticaret yapılmaktadır. Köylerde çoğu aileler gençlerini inşaatçı olarak güney ve batı illerimize çalışmaya göndermekteler. Bir başka kesimde gündelik ve haftalık ticaret yapılmaktadır.
Cumhuriyetten önce ve sonra, Edremit'in yetiştirdiği meyveler (bugünkü karayolları dinlenme kampının kuzeyinde, kalıntısı dikkat edilirse su içerisinde, görülebilir) iskeleden göl çevresindeki ilçelere sevk edilirdi. Adı geçen bu kampa "Ambar Önü" denirdi.
HİDROELEKTRİK SANTRALI
İlk Adı: "Engil Hidroelektrik Santralı"
Bugünkü Adı: TA Van Santraller İşletme Müdürlüğü
Kuruluşu: 1968'dir. Gücü 5 megawat. Sonradan tahminen 1975'te 15 megavat gücünde gaz tribünü ilave edildi. Şimdiki elektrik, 15+5=20 megawat gücünde üretilmektedir. Bu Santrala bağlı olan elektrik birimleri :

l-Koç köprü
2-Zernek
3-Engil Hidroelektrik
4-Erciş Hidro
5- Adilcevaz
6- Malazgirt
7- Hakkari
Üretilen enerji, ulusal elektrik sistemine veriliyor. Edremit ilçesi, enerji açısından Elazığ-Keban barajına bağlıdır.

Edremit İlçe Tanıtımı 13

EDREMİT'TE YETİŞTİRİLEN MEYVALAR
EDREMİT MEYVELERİ
Edremit, bölgenin (Doğu Anadolu'nun doğusu) sçeşitli meyve veren, vermeyen ağaçları ile bilinen çağlar öncesi bir değerdir. Evliya Çelebi'nin ifadelerinde övgü ile yerini bulan meyveciliği aynen devam etmektedir. Turunçgiller, kivi, incir ve muz hariç her türlü meyve yetiştirilmektedir. Mevcut meyvelerin yeni türleriyle.
Elma Türleri
1. Aslık elma (yazlıktır, ak ve kırmızı diye iki çeşidi mevcut. Kırmızılık merkezindeki çekirdeğe kadar nüfuz eder. İnce kabuklu çok tatlıdır.)
2. Badik elma. 3.Mehrani elma
4. Pamuk elma
5. Kırmızı elma erken yetişir çok lezzetlidir.
6. Musa turşu
7. Turş (ekşi) elma
8. Çadır elma
9. Balalı elma (elmanın bitişiğinde ikinci elma türer.)
10. Hasan elması
11. Bek elması (çok iri nefis kokulu ve kırmızıdır.)

ArmutTürleri
1. Paşik (paşa armudu)
2. Melleçi
3. Mellaki
4. Gök armut
5. Dığdığı
6. Yaz armudu


1. Kayısı (çevrede erik diye tabir edilir.)
2. Erik (alca diye tabir edilir)
3. Kara erik (alo diye tabir edilir)
4. Kiraz
5. Vişne
6. Karadut (mor dut)
7. Beyaz dut
8. Ayva
9. İğde
10. Ceviz
11. Fındık
12. Üzüm (asma)
13. Karpuz
14. Kavun
ORMAN

Ne yazık ki geçmişte (150-200 yıl önce) ilçenin uzak-yakın tepeleri bodur, meşe, halk dilinde tabir edilen yevmişan (yemişi :meyvesi olan ağaç) kuşburnu gibi ağaçların olduğu söylenir. Bunlardan kuşburnu, yevmişan çok seyrek olsa da adı geçen tepelerde görülmektedir. 1914'ten sonra Ermeni yangınları ile yok olmuştur. Daha sonrası da koruma altına alınamadığı için tepeler çıplak kalmıştır. 1990 yılından sonra orman ağacı çalışmaları yapıldıysa da (yüksek ihtisas hastanesinin güneyinde) korunamadığından sadece birkaç kavak ağacı kalmıştır.
EDREMİT İLÇE SANAYİ
SANAYİ VE TİCARET
Sanayi bakımından Van ve ilçeleri istenilen düzeyde gelişmemiştir.
Edremit ilçesinde sanayi kuruluşlar şunlardır:
1. Van Çimento Fabrikası
2. Van-Et
3. Elbirlikler Un Fabrikası
4. Kesme Şeker Fabrikası
5. Hacı Kırım Sabun Fabrikası
6. Çivi-Teneke Fabrikası (çalışmamaktadır).
7. Mozaik değirmeni
İlçede bulunan sanayi kuruluşları şunlardır:
1. Van Çimento fabrikası (Aynı adla özelleşti. 1997 yılında adı. Satın alan şahıslar tarafından Yüksekova Çimento Fabrikası olarak değiştirildi.)
VAN-ET (Gevaş-Gürpınar Karayolu Üzeri/Van)
Entegre Et Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Et sektörünün gururu VAN-ET.
Et ve et ürünleri üretiminde ülkemizin saygın kuruluşlarından biridir. Vanlı girişimcilerin, Van Özel İdaresi ve yatırımcı bankaların ortaklığı ile kurulmuştur.
Temeli 1989 yılında atılmış, 1995 yılı başından itibaren de seri üretimlere geçilmiştir. AT ve ABD Tarım Bakanlığı (USDA) normlarında üretim yapmakta, İslami usûllere göre kesimler yapılmaktadır. Doğal şartlarda beslenen hayvanlardan, kesim yapılmakta ülkemiz insanına hizmet vermekte, hijyen kuralları tam uygulanmakta, insan sağlığına verilen önemi kanıtlamaktadır. Van-Et Avrupa'ya et ve et ürünleri ihraç edebilecek çok az sayıdaki tesis arasına girmiştir. Besicilikten-şarküteri ürünleri tüketim yerlerine ulaşılmasına girmiştir. Uzman hekimler, gıda mühendisleri kontrolünde üretim yapmaktadır. Üretimin her türlü kontrolü modern laboratuarlarda yapılmaktadır. Hayvanın etin dışındaki artıklarından sağlanan "rendering" ürünlerde değerlendirilmektedir. Kırlı sular (atık sular) arıtılmakta çevreye zarar vermesi önlenmektedir. Böylece VAN-ET bir çevre dostudur.

Edremit İlçe Tanıtımı 12

EDREMİT TARİHİ YERLER VE YATIRLAR

1. Kız Damı (Devdamı) Prehistorik döneme ait (yani tarih öncesine ait) Kadembastı mevkiinde kayalar üzerinde oyulmuş sütun ve ocakları yapılmış. İpek yolu, jandarma kampından rahatlıkla görülebilir.
2. Menua kanalı ile ilgili çivi yazıları bunlardan 4-5'i Kadembastı içerisinedir.
3. Tarihi Şamram kanalı %70'i Edremit'ten geçmekte. Her taraftan görülür.
4. Kiliseler: Edremit Taşkale yakınında, Harabedar (Harabeköy) Dönemeç'te, Bakacık'ta, bunlardan Edremit Merkez ve Bakacıkta'kiler çatılı ve ayaktadır.
5. Dilkaya Höyüğü.

YATIRLAR

1. Şeyh Babo: Eski Camii Mahallesi büyük kabristan içersinde olup tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Rivayete göre şehit olduğu söylenir.
2. Yeşil Sultan: Eski Cami Mahallesi’nde Edremit İlköğrenim Okulu yakınında Mustafa Biçek'e ait bahçede şehit olarak bilinmekte. Üzerinde gece ışık yandığını söyleyenler bile olmuştur.

ŞİFALI SULAR

1. Kadembastı mevkiinde kız damı doğusunda Şorlar deresi içinde, suyun böbrek taşlarına iyi geldiği bilinir. Maden suyu tadındadır.
2. Köy bulağı: Taş kalenin güney-batısında olup ilçenin içme suyunu karşılamaktadır. Tafsilatlı bilgi tarihi bilginin sonunda efsane konusu ile verilmektedir.
Edremit bir dünya cenneti. El değmeden tabii olarak işlenmiş bir dantel. Van Gölü'nün güneşi, Van Gölü üzerinde batısını, yeşili, maviyi, gurubu, Güneş batarken oluşan kızıl mavi, sarı pencereler Edremit'ten izlenir. Seyrine doyum olmaz.
Aşıkların deyimi ile: "Sev güzeli ne derlerse desinler. Gez dolaş, otur kalk, Edremit'te, başka yerde ne yerlerse yesinler" dizeleriyle ifade edilmiştir.
EDREMİT İLÇE DOĞAL GÜZELLİKLER
Edremit'in bir baştan son noktasına kadar her tarafı güzel. Güzeller içinde birkaçını işaretleyelim.
1. Kadembastı Menua (Şanıram) kanalı şelâlesi (Öğretmenler Parkı-Eski K. Yol. Bakım Evi)
2. Kadembastı alabalık üretme havuzları. (Jandarma kapının 200 m. İlerisinde solda (zümrüt vadi) levhası.
3. Harabedar (Harabeköy) sahil şeridi.
4. Edremit'in merkez sahil şeridi. Taş kale.
5. İlçe Jandarma kampı karşısı.
İlçeyi gezmede zorlanmazsınız. İpek yoldan girersiniz mahalle yollarından ağaçlar altından geçen tarihi Şamram kanalının akışını seyreder, tekrar asfalt yola çıkarsınız. Bu ilçe güzellikleriyle, insaniyle geçmişten bu yana sayfiye yeri olarak, yerli yabancılara hep hizmet vermiş olma onuruna sahiptir.
6. Hidroelektrik çağlayanı.
7. Dukaya sahil şeridi.
8. Dönemeç kilise ve kaynak dere, balık havuzu
9. Köprüler regülatörü.
11. Polis Moral Dinlenme Tesisleri
Edremit her yeri eşsiz doğal güzellikleri taşımaktadır. Biraz da insan eli değse.
12. Konaklama tesisleri: Edremit'in Van çıkışında iki otel, Türkiye ve Van turizmine hizmet etmeye başlamıştır.
13. Edremit'in Yeni Mahalle sahil şeridinde Edremit kaymakamlığınca hizmete hazırlanmış, umuma açık plajdır.
14. Edremit'te defterdarlığa ait sahil parkı.

EDREMİT İLÇE EKONOMİ
EDREMİT İLÇE TARIM

İlçe merkezinde ve köylerinde buğday, arpa, şeker pancarı, korunga yonca vb. ağırlıkta olan tarım ürünleridir. Buna bağlı olarak hayvancılık ile arıcılık da köylerimiz ve ilçe merkezimizde yaygınlaşmaya başladı.
İlçe merkezinde ve bazı köylerde modern meyvecilik uygulamaları görülmekte ve bu projelerde Avrupa bodur,yarı bodur elma yetiştirme denemeleri yapılmaktadır. Yine ilçe merkez ve köylerinde her türlü meyve ağaçları mevcuttur. Ancak kazanç maksadı ile işe başlayanların sayısı yok denecek kadar azdır. İlçenin beyaz fasulyesi, aslık elması, paşa armudunun bir benzerine rastlamak mümkün değildir. İlçede yetişen tarım ürünleri aşağıda sıralanmıştır.

EDREMİT'TE YETİŞTİRİLEN SEBZELER
EDREMİT SEBZELERİ
Bunların çoğu şifalı bitkiler olarak bilinir. Ulaşımın güç sağlandığı ya da sağlanamadığı zamanlarda halkın umut sebzesi, bu bitkilerdir.
l . Mendo
2. Circirik
3. Kaz ayağı
4. Kuş pepesi
5. Deve tabanı
6. Kuzukulağı
7. Turşik
8. Evelik
9. Boğa yaprağı
10. Çatlanguş
11.Uçgun
12. Yemlik
13. Sirmo
14. Benice 1
15.Çayşur
16. Kekik (dağ) kekiği
17. Nane (dağ) kekiği
18. Hençeloz
19. Ebe gümeci
20. İt burnu (bu bir meyvedir)
21. İt soğanı
22. Çiğdem
23. Sarmaşık
24. Sakız otu (Süsünden sakız yapılır)
25. Yılan dili
26. Pazik
27. Isırgan (yörede, gigişkan) denir.

Edremit İlçe Tanıtımı 11

ERMENİLER EDREMİT'E DE YERLEŞMİŞLERDİ
Ermenilerin ortaya çıkış nedenlerini kısaca açıklamada yarar var, kanısındayız.
Türkler'in dünyada 6 asırlık bir devlet olduğu devirlerde Ermeni sorunu yoktu, ancak, 1878 Berlin Kongresi'nden sonra Emperyalist güçlerin zaman, zaman karşımıza güçlükler çıkardıkları oldu, olmaktadır. Ermeni meselesi de bunlardan biridir.
Bu talihsizlik Abdülhamid-II devrinden I. Dünya Savaşına kadar, birinci plana çıkarılır. Oysa Ermeniler Türk toplumu içerisinde her alanda, önemli rol oynamış etnik unsurlardan biridir. Mutasarrıflıktan, nazırlığa kadar getirilmişlerdir. Köylüsü, şehirlisi varlıklı kimselerdi. İbadetleri için kilise bile verilmişti kendilerine. Ermeni Müslüman arasında tatsız bir olay görülmezdi. Taki, bağımsız bir Ermenistan fikri doğuncaya kadar. Fransız'ların ve Ruslar'ın, Ermenilere bağımsız devlet kurma vaadi verilinceye kadar. 1828 yılında Ruslar'ın Kars ve Doğubeyazıd'a girmesiyle, Ermeniler Türkler'e olan gerçek duygularını açığa vurdular. Ruslar'ın diğer illere de girmelerini teşvik ettiler. 90.000 Ermeni gönüllü olarak Rus saflarına geçti. 1862 yılında Abdülmecit'in Ermenilere önemli görevler vermesi isteklerinin hududuna yeşil ışık yakmış oldu. Mecliste 9 Ermeni millet vekili olduğu gibi, meclis başkanlığına da OHANNES getirildi. 1877'de Türk-Rus Savaşı yenilgiyle sonuçlanınca Ermeni hakları artırıldı. Artık Ermeni'nin Türkiye genelinde sinsi planlarının uygulaması hareketleri acımasızca işlenmektedir (Türklere karşı Ermeni vahşeti) Muhittin Nalbant'ın araştırmaları adlı kitap cevap vermektedir.
Ermeni'lerin Van ve civarına (Edremit dahil) 1882 yılından sonra, Kafkasya'dan gizlice "Ermeni muhacirler getirilerek Van'a" yerleştirilmiştir. Ermeni'lerin Van'da kesif bir nüfusa sahip olmadıkları karşısında bu yolu bu planı seçmişlerdir (XVI ve XVII. y.y. Van Yrd.Doç.Dr. Orhan Kılıç sayfa:228 parg.2.).
Nüfus açısından haklı çıkmak için çeşitli entrikalar çevirmeğe çalışan Ermeniler, Osmanlı Devrinde yaşayan Ermenilerin Van'daki nüfusu 179.380 Müslüman’a karşı 67.792 Ermeni görülür. Osmanlı Devleti içindeki tüm sayıları ise; 1.234.671 olduğu çoğu batılı yazarların da buna çok yakın rakamlar verdiği görülmekte. Ermeni iddiasının hiçbir delil ve dayanağı yok. Ciddi bir belge gösterememekteler (Ermeniler ve 1915. Tehcir Olayları 1996 baskı sayfa:22).
Ayrıca; Doğu Anadolu'nun raporu (Dr. Hamit Pehlivanlı) Rus generali MAYEWSKİ"nin eserinden tercüme eden: Mehmet Sadık.
Bu general bir asır kadar önce Rusya'nın Erzurum konsolosu olarak hizmet görmüş. Görevi süresince tespit ettiklerini bir eser halinde toplamıştır. Rus olmasına, hissi davranmış olmasına rağmen hakkı unutmamıştır, îlginç tablolar kayda almıştır.
General Mayewiski diyorki;
Ermenilerin iddia ettikleri gibi Osmanlı döneminde topluca katledildikleri 1915'li yıllarda 300.000 kişi, bugün ise 1.500.000 olduğu ileri sürülen bir kayıp buna karşılık öç alma operasyonlarının düzenlenmesi.
Bu meselenin Ermeni'lerin iddia ettikleri gibi olmadığını, objektif araştırmalarla ortaya çıkarmıştır. Konunun yeterince aydınlanmadığından kaynaklandığını belirtmektedir.
Mayewiski'nin görevli olduğu Doğu Anadolu'da izlenimlerini (Gizli Rapor) da toplar. 1914 (1330) Ermeni meselesi 1970'li yıllarda da terörist hareketler başlar. Oysa; Mayewiski "Osmanlı Ermeni'leri Türkiye'de sakin bir hayat sürüyorlardı. Hallerinden memnunlardı. Ancak maşa olarak kullanılan Ermeni'ler, Ruslar'ı kurtarıcı olarak bekliyen Rus idaresini de muhtar bir yönetime kavuşabileceklerini sanmışlardır. Aldandıklarını geç anlamışlardır" diyor.
Edremit, Van iline 18 km mesafededir. Allah’ın bütün güzellikleri bahşettiği bu yer, mavinin en güzelini taşıyan Van gölü'nün kıyı şeridi boyunca uzanır. Edremit'in yeşili, gölün mavisiyle kucaklaşır. İlçe, sahilden derinliğine meyve yüklü ağaçlarla kademe kademe yükselir. Ağaçlar arasından kıvrıla kıvrıla bir gelin endamı ile süzülerek geçen tarihi Menua (Şamram) kanalı, gururlu akışıyla türkülere konu olmuştur.
Edremit Van'a bakar,
İçinden Şamram akar.
Öyle bir yar sevmişem,
Her gelen ona bakar.

Daha yükseklere çıkılınca Alniuni Taş kalesi onun selamladığı Süphan dağı, Gevaş-Artos dağları bütün haşmetiyle görülmektedir.
İlçenin her tarafı tabii parklarla süslü, gizem dolu bu şirin ilçe ilkbahar, yaz, sonbaharın ilk ayları insanlarla dolar taşar. Edremit'in Van girişinden Kadembastı çıkışına kadar restoranlarla doludur. Van Edremit arasında iki lüks otel işletmeye açılmıştır. Tarihi olduğu kadar özel bir yeri olan Vali Konağı, Osmanlı'nın son döneminden başlar, zamanımıza kadar Van valilerine hizmet etmiş, etmekte olan bu köşk, ilçenin güzelliğini bir kat daha artırmaktadır.

Edremit İlçe Tanıtımı 10

Doğu Anadolu Bölgesinde çok ağır geçen kış koşulları yüzünden çalışma süresi 4-5 ay arasında değişmektedir. Bu yüzden birçok Urartu Kralına ait çivi yazılı belgeden de öğrendiğimize göre, başka bölgelere yapılan askeri seferlerde sayıları onbinleri bulan insanlar sürülerek Urartu Krallığı'nın merkezini oluşturan Van Bölgesi'ne getirilmiştir. Hiç kuşkusuz bu insanlar kalelerin kurulmasında, barajların yapılmasında ve sulama kanallarının açılmasında da çalıştırılmaktaydılar. Ayrıca taş kabartmalar ve bronz levhalar üzerindeki resim sahnelerinde, Urartu yapılarının birden çok katlı oldukları görülmektedir. Bronz işçiliğinde olağanüstü başarı gösteren Urartular, Van Kalesi'ndeki saray, tapınak ve kral mezar odalarının kapılarını bakır (bronz) levhalarla kaplamışlardı. Buyüzden Khorene'li Movses'in başka bölgelerden toplam 18.000 ustanın getirildiği ve iki-üç katlı binaların inşa edildiği konusunda verdiği bilgilerin abartılı olmadığı anlaşılmaktadır.
Kente kanallarla getirilen su, inşa edilen mimari yapılar ve teraslar halinde yapılan üzüm bağları ise şöyle anlatılmaktadır; kente dereden çeşitli amaçlar için, park ve bahçelerin sulaması amacıyla bir kol getirtmişti. Nehrin öbür kısmını, kentin yakınındaki arazilerin sulanması için gölün sol ve sağ kıyısına sevk etti. Kentin doğu, kuzey ve güney yanları büyük yapı ve meyve bahçeleriyle gölge veren ağaçlardan koruluklar, şahane üzüm bağları ve teraslı bahçelerle süslenmiş ve buralara bir çok insan yerleştirmişti.
Gerçekten de anlatılan arazi, Van Kalesi kayalığının çevresindeki araziye ve Kadembastı Mevkiindeki teraslı üzüm bağlarına tümüyle uymaktadır. Ayrıca Van Kalesi kayalığının çevresindeki sivil yerleşim merkezine ait yapılarda, yine efsanede anlatıldığı gibi, kuzey, güney ve doğu kesimde yer almaktadır.
Khoroneli Movses'ten sonra Menua (Semiramis) sulama kanalı çevresindeki üzüm bağ ve bahçeleri konusunda en ayrıntılı bilgiyi 17. yüzyılın ortalarında Van'ı ziyaret eden ünlü Türk Seyyahı Evliya Çelebi'den öğrenmekteyiz.
Evliya Çelebi kanalın suladığı Edremit'teki bağ ve bahçelerin, bölgenin en ünlü mesire yeri olduğunu belirterek şu ilginç bilgiyi vermektedir:
...Van Kalesi'nin kıble tarafında0ki Hendek Aşın Mezarlığı’nı geçince Edremit Kasabası'na kadar uzanan, uzunluğu ve genişliği sekizer saat olan Van sahrası bağ,bahçe, ağaçlık gülistandır ki, bağlar hakimi su beyinin defterinde yirmialtı bin kadar kayıtlıdır. Su beyine su aldığı için su öşürü verirler. Bu bağların içine insan girse kaybolur. Her bağda bir akarsu,havuz, şadırvan fışkırmaktadır. Her birinde güzel bir köşk vardır...
Meyvelerinden oniki türlü al yanaklı tekbâni, cangülü, seylâni, zafranı, şamî adlı elmaları gayet lezzetli ve suludur. Hatta elması o kadar çok olur ki, gezintiye çıkanlar birbirleriyle elma cengi yaparlar. Sulu üzümü, abbasi ve meleçe armutları meşhurdur... Sergüloğlu ve şirek adlı bağlarının üç gün kalmış helâl şırası insan vücudunda safi kandır...
Evliya Çelebi'nin de belirttiği gibi, Şamram Kanalı'mn suladığı Van Kalesi'nin güneyi ile Edremit arasında kalan arazide yer alan bağ ve bahçelerin içine insan girse kaybolurmuş. Doğu Anadolu Bölgesi'nin ağaçtan yoksun olan kıraç bölgelerine kıyasla Van'ın cennet gibi bağ ve bahçeleri dillere destan olmuştur. Bu yüzden "Dünyada Van, ahirette iman" deyimi, halk arasında Van'daki bağ ve bahçelerin kazanmış olduğu önemi açık bir şekilde yansıtmaktadır.
Evliya Çelebi'den 150 yıl sonra Van'ı ziyaret eden P. Amedee Jaubert ise, Khorone'li Movses'in anlattığı üzüm bağ ve bahçelerinin etkileyici atmosferini bulamadığı için, düş kırıklığına uğramıştır. P.A.Jaubert izlenimlerini şu şekilde ifade etmektedir:
...Kent, zengin insanların oturduğu zarif yapıların yükseldiği bahçelerle çevrili. Ancak pek çok derenin suladığı meyve bahçelerinin ve muhteşem ağaçların gölgelerinin büyüsü artık yok...
Fransız Asya Araştırma Cemiyeti Üyesi F. Edward Schulz'un 1826-28 yılları arasında Van'da yapmış olduğu araştırmada, ilk kez Menua/Semiramis Kanalı üzerindeki çivi yazılı inşa yazıtları bilim dünyasına tanıtılmıştır. Hatta Schulz makalesinde Van'ı Semiramis'in kenti olarak tanımlamaktadır. Menua'nın kızı Tariria için yaptırdığı üzüm bağları ile ilgili yazıtı da yayımlayan F.E. Schulz, o zamana değin yalnızca efsanede yaşayan Semiramis Kanalı üzerinde gizem perdesini ileride, kalkmasını sağlayacak ilk bilimsel adımı atmıştır. Bundan sonra Van'ı ziyaret eden J. Münsch, Müller-Simonis gibi araştırıcılar, Van Kalesi'nin güneyi ile Şamram Kanalı arasında kalan bağ ve bahçelerden söz etmektedir. Müller-Simonis'in yapmış olduğu haritada, bağ ve bahçelerde oturan nüfus tümüyle müslümanlardan meydana geldiği görülmektedir.
19. yüzyılın sonunda Van Bölgesi'nde. Urartu Krallığı'na ait mimarlık anıtları ve çivi yazılı inşa yazıtları konusunda ilk bilimsel araştırmalar, W. Belek ve C.F. Lehmann-Haupt tarafından başlatılmıştır. Diğer Urartu eserleri gibi Menua/Semiramis Kanalı ve inşa yazıtları konusundaki ayrıntılı ve bilimsel araştırma da, bu iki yazar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu iki bilim adamı, Kral Menua'nın kızı Tariria için yaptırdığı asma bahçelerinin bugünkü Kadembastı Mevkü'nde yer aldığını saptamışlardır.
Ne yazık ki Van Bölgesinde sık-sık çıkan isyanlar ve 1. Dünya Savaşı'nda Van'ın Ruslar tarafından işgal edilmesiyle birlikte, müslüman halkın başka bölgelere göç etmesi yüzünden dillere destan olan asma bahçeleri tahrip olmuştur. Şamram Kanalı'nın suladığı bağ ve bahçeler bakımsızlık yüzünden tahrip olmasına karşın değişmeyen tek gerçek, Van Ovası'na su tanımayı sürdüren Şamram Kanalı ve bununla ilgili halk inancıdır.
İlginçtir ki Menua Sulama Kanalı, günümüzde bile bölge halkı arasında tıpkı efsanede geçtiği gibi Şamram Kanalı adıyla yaşamaya devam etmektedir. 1946 yılına kadar yapılan haritalarda ise "Semiramis Arkı/Kanalı" olarak gösterilmektedir. Van Bölgesi'nde hiçbir yer ismi, Şamram Kanalı gibi binlerce yıldan beri değişmeden varlığını sürdürememiştir.
Kanal'ın yapıldığı tarihten itibaren geçen 2800 yıllık bir süre içinde Van Bölgesi yüzlerce şiddetli depreme uğramasına karşın, Menua Sulama Kanalı sanki modern teknolojik araçların yardımıyla yeni yapılmış gibi hizmet vermektedir. Van Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü'nün yapmış olduğu küçük onarımlar, kanalın özgünlüğünü kesinlikle bozmamıştır. Zaten kanalın çevresinde oturan halk da, Van Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü'nün yapmış olduğu onarımlarda kanalın tümünü betonla kaplanmasına şiddetle karşı çıkmıştır
Günümüzde bile Menua Sulama kanalının en güzel yerini,son bir asırdan beri artık asma bahçeleri olmasa da, yine Kadembastı Mevki oluşturmaktadır. Kadembastı Mevki'nin çevresinde yer alan meyve bahçeleri, efsaneleşerek dillere destan olan asma bahçelerinin izlerini hâlâ canlı bir şekilde yansıtmaktadır. Akşamları Kadembastı'nın çevresinde yer alan meyve bahçelerinden batı yönüne bakıldığında, Van Gölü'nün masmavi sularında kaybolan güneşin çevresine yaydığı insanları duygulandıran coşku ışınları, yüzlerce yıldan beri yaşayan ölümsüz aşk efsanesinin tanıklığını yapmaktadır.
Eskiden olduğu gibi günümüzde de tarla ve meyve bahçelerine hayat veren yine Şamram Kanalı'nın sularıdır. Şamram Kanalı'nın suladığı sebze bahçelerinde yetişen ve çok lezzetli olduğu için aranılan fasulye,tüm Van Bölgesi'nin ihtiyacım karşılamaktadır. Van Bölgesi'nin en büyük meyve ağacı yetiştirme fidanlığı da, Evliya Çelebi'nin büyük bir övgüyle anlattığı Van Kalesi'nin güneyi ile Edremit arasında kalan Şamram Kanalı'nın suladığı arazide yer almaktadır. Günümüzde sevilerek sık-sık söylenen halk türkülerinde "Edremit Van'a bakar, içinden Şamram akar" dizeleri, halkın sosyal ve ekonomik yaşamında Şamram Kanalı'nın oynamış olduğu can alıcı rolü açık bir şekilde göstermektedir.

Edremit İlçe Tanıtımı 9

Kraliçe Semiramis'in efsanelere konu olan ve dünyanın yedi harikasından birini oluşturan ünlü asma bahçeleriyle, Kral Menua'nın kızı Tariria için bugünkü Kadembastı Mevkii'nde yapay teraslar halinde yaptırdığı ünlü asma bahçeleri arasında ne gibi bir tarihsel ve sosyal ilişkinin bulunduğunu, yazılı belgelerin eksikliği yüzünden şimdilik kesin olarak bilemiyoruz. Çünkü bugüne değin Urartu kale, saray ve tapınaklarında yapılan arkeolojik kazılarda, Urartu dini, mitolojisi ve sosyal konular hakkında bilgi veren çivi yazılı belgeler henüz bulunamamıştır. Öte yandan efsaneleşerek günümüze kadar halkın dilinden düşmeyen Kraliçe Semiramis ile Kral Menua arasında herhangi duygusal ilişkinin olup olmadığını bilemiyoruz.
O dönemde amansız bir can düşmanı olan bu iki krallık arasında efsanelere konu olarak böylesine duygusal bir ilişkinin varlığını günümüzde anlamak ve yorumlamak oldukça güçtür. Belki de Urartu halkı kendi krallarının kahramanlığını ve yapmış olduğu imar faaliyetlerinin olağanüstü nitelikte olduğunu kuşaktan kuşağa aktarmak için haklı olarak efsaneleştirmek istemiştir. Efsaneleştirmek isterken de, güneyde yer alan Assur Devleti'nin dul kraliçe Semiramis'in dillere destan olan asma bahçeleriyle Kral Menua'nın asma bahçelerini özdeşleştirmiştir. Ancak bilinen bir gerçek varsa, o da Kral Menua'nın Kadembastı Mekii'ni teraslar halinde düzenleyerek yapmış. olduğu asma bahçeleriyle burasını gerçek anlamda bir cennete çevirmiş olduğudur. O dönemde dillere destan olan böylesine olağanüstü bir güzellik karşısında halk, ister istemez Kral Menua ile dul olan Assur kraliçesi arasında efsaneleşecek bir aşk öyküsünü yaratmış olmalıdır.
 Çünkü halk üç tarafı fazla yüksek olmayan basık tepelerle çevrelenen ve kuzeybatıda Van Gölü'nün cam göbeği gibi mas mavi sularına kadar teraslar halinde diizenlenen Kadembastı Mevkii'ndeki asma bahçeleriyle yaratılan bu eşsiz ve olağanüstü giizelliğin, ancak ölümsüz bir sevgiyle mümkün olabileceğine inanmış olmalıdır. Urartu Krallığı'nın yıkılmasından sonra da Kadembastı Mevkii'ndeki ünlü asma bahçeleri ve ölümsüz aşk öyküsü , tüm Doğu Anadolu Bölgesi'nde kuşaktan kuşağa,dilden dile anlatılmıştır.
Urartu Krallığı'nın yıkılmasından yaklaşık 1100 yıl sonra Khrone'li Movses kuşaktan kuşağa anlatılarak aktarılan bu aşk öyküsünü kaleme aldığında, efsanenin konusunun ve kahramanlarının değiştiğine tanık olmaktayız. Krallığın başkentliğini yapan bugünkü Van Kalesi kayalığının Urartu kralı I. Sarduri (yakl. ol. M.Ö. 840-830) tarafından yaptırıldığını kanıtlayan aynı içeriğe sahip altı adet çivi yazılı inşa yazıtı, anıtsal Sardur Burcu (Madır Burcu) taşlarının üzerinde bulunmasına karşın. kalenin inşaası Assur Kraliçesi Semiramis'e atfedilmiştir.
Ayrıca teraslı bahçelerin ve sulama kanalının inşasının da yine aynı kraliçe tarafından yaptırıldığı iddia edilmektedir. Oysa Urartu Kralı Menua asma bahçesini kızı Tariria,sulama kanalını da kendi adına yaptırdığını bırakmış olduğu toplam 14 adet çivi yazılı kitabeyle kanıtlamaktadır. Kral Menua daha sonra meydana gelecek olayları sezerek bıraktığı çivi yazılı kitabelerinin sonuna "Her kim bu kanalı tahrip ederse ve bir başkasına bu kanalı ben yaptırdım diye iddia ederse, tanrılar tarafından mahvedilsin, güneş ışığından yoksun edilsin" diye beddua etmektedir. Kral Menua'nın gelecekten duymuş olduğu kuşkularında ne kadar haklı olduğu kolayca anlaşılmaktadır. Menua'nın koydurtmuş olduğu bu kesin kurala kendisinden sonra gelen tüm Urartu Kralları tarafından harfi harfine uyulduğu görülmektedir. Çünkü kanal boyunca Menua'nın yazıtlarından başka diğer Urartu Krallarına ait en küçük bir onarım yazıtı yoktur. Efsanede değişmeyen ve bizim için önemli olan konuları şu şekilde özetleyebiliriz.
Van Gölü'nün doğu kıyısında yer alan ve Urartu Krallığı'nın başkentliğini yapan bugünkü Van Kalesi "Acı (Tuzlu) Gölün kıyısında doğudan batıya doğru uzanan kuzeyi alçak, güneyi ise dimdik sarp kayalıklarla göklere yükselen tepe" şeklinde doğru bir şekilde anlatılmıştır. 10. yüzyıldan itibaren bir çok İslam Coğrafyacısı gibi ünlü Türk Seyyahı Evliya Çelebi de, Van Gölü suyunun acı ve tuzlu olduğunu yazmaktadır. Van Kalesi kayalığının yaklaşık 50 km. güneyinde yer alan bugünkü Gürpınar Ovası'ndaki arazinin yüzey şekilleri ve bu ovada bulunan kaynaklar "kayalığın güneyinde ve dağın doğusunda göl kıyısına doğru alçalan ve bir yara dönüşen geniş bir vadi uzanmaktadır; vadide dağlardan derelerle gelen ve kaynaklardan zengin bir şekilde fışkıran içme suyu bulunuyordu" cümleleriyle oldukça gerçekçi bir gözlemle betimlenmiştir.

Edremit İlçe Tanıtımı 8

YAZILI KAYNAKLARA GÖRE MENUA (SEMİRAMİS/ŞAMRAM) KANALI VE ASMA BAHÇELERİ
Menua (Semiramis) sulama kanalı ve çevresindeki asma bahçeleri konusunda en eski ve ayrıntılı bilgiyi M.S. 5. yüzyılda eserini yazan Ermeni tarihçi Khorene'li Movses'den öğrenmekteyiz. Khorene'li Movses, efsaneleşen Menua (Semiramis) Sulama Kanalı’nın nasıl yapıldığını ayrıntılı bir şekilde anlatarak, günümüze kadar gelmesini sağlamıştır.
...Ninive hakimi Ara, Assur kralı Ninus'un ölümünden kısa bir süre önce Assur'u yönetti. Ülkesi, tıpkı babası Ninus'un zamanında olduğu gibi,aynı şekilde Ara'mında güvenini kazanmıştı. Ama Aranın güzelliğini yıllardır duyan şehvet düşkünü ve utanma nedir bilmeyen Şamiram onun aynına gelmek istedi. Kocası Ninus'un ölümünden sonra Şamiram Ara'ya armağanlarla birlikte elçiler gönderir. Ara ise Kraliçe ile evlenmeyi reddeder. Bundan sonra Şamiram, Ara'yı yenmek bir orduyla çıkar gelir. Ancak çarpışma sırasında Şamiram'ın umutsuzca aşık olduğu Ara ölür. Şamiram. "Tanrılarına Ara'nın yaralarını yalayarak iyileştirmelerini emredeceğini" söyler. Tanrılar yardım edemediğinden şamiram Saraydaki adamlarından birini ölen Ara'nın yerine geçirir. Ve onunla Aras Ovasmda mutluluk içinde ve krallar gibi bir hayat sürdürür. Bu evlilikten de Kardos adlı bir çocuk doğar.
Şamiram bir çok yeri dolastıktan sonra, doğu tarafından Acı (Tuzlu) Gölü'ne gelir ve göl kıyısında uzunlamasına duran dağı (Kayalığı) görür. Batıya doğru uzanan bu dağın kuzey kesimi alçaktır. Ve güney kesimi de göğe yükselerek, sarp bir kayalık şeklinde aniden alçalmaktadır. Kayalığın güneyinde ve dağın doğusunda göl kıyısına doğru alçalan ve bir yöne dönüşen geniş bir vadi uzanmaktadır; vadide dağlardan derelere gelen ve kaynaklardan zengin bir şekilde fışkıran içme suyu bulunuyordu.
Erkek düşkünü aşık Şamiram herşeyi iyice kontrol eltikten sonra. Assur'dan ve diğer boyun eğdirilen ülkelerden tam bir çekirge sürüsü gibi onikibin işçi ile altıbin taş, ağaç, baır ve demirci ustasının getirilmesini emretmistir.
Birkaç yıl içinde bronz (bakır) kapılı ve oldukça güçlü duvarlarla çevrili muazzam bir inşaatı tamamlattırmıştır. Şamiram kentte çesitli renkteki taşlardan iki-üç katlı, bazı kısımları balkonlu bir çok giizel bina yaptırmıştı. Geniş güzel sokakları bulunan kentin ortasında şahane bir şekilde döşenmiş hamamlar inşa ettirmişti. Kentte deredcn çeşitli amaçlar için, park ve bahçelerin sulanması amacıyla bir kol getirmişti. Nehrin öbür kısmını, kentin yakınındaki arazilerin sulanmasi için, gölün sol ve sağ kıyısından sevk etti. Kentin doğu, kuzey ve güney yanlarını bir çok yapı ve meyve bahçeleriyle gölge veren ağaçlardan koruluklar, şahane üzüm bağları ve terasları bahçelerle süslenmiş ve buralara birçok insan yerleştirmişti.
 Kayalık kısmın üstünde bulunan kentte yapılan bütün bu olağanüstü işler. birçok kimscnin tahayyül ve tarif edemeyeceği kadar giizel şeylerdi.
Ayrıca kimsenin tırmanamayacağı tepeyi duvarlarla çevirdikten sonra, orada esrarengiz bir saray ve insana dehşet veren öyle bir kale yaptırdı ki, içerde yapılan şeylerin ve olup bitenlerin ne olduğunu her hangi bir kimseden öğrenmek kesinlikle mümkün olmadı. Onun için biz de size bunları tarif edemiyor, sadece rivayete göre çok şahane şeylermiş demekle yetiniyoruz.
Kalenin doğu kesiminde, demirin bile iz bırakamayacağı kadar sert olan yiizeyinde yatak odalarından ve kayalara işlenmiş uzun odalardan oluşan çeşitli sarayları kayalara oydurtmuştu. Kalemlc balmumu üzcrinc yazar- gibi, kaya duvarının tiim yüzeyinc çok sayıda yazı işaretleri oydurtmuştu. Bu kayanın görünümü dahi bakanları şaşkınlığa düşürmektedir.

Efsanede sozü edilen Şamiram (Semiramis), Assur kralı 5. Şamsiadad'ın (yakl. ol.M.Ö. 823-811) karısı olan ünlü Babil Kraliçesi Sammuramat'tır. Sammuramat, kocası genç yaşta öldükten sonra, yaşı küçük olan Assur Kralı III. Adadnirari'nin (yakl. ol. M.Ö. 810-783) vasisi olarak 5 yıl hüküm sürmüştür. Bu kraliçe döneminde Babil'in gelenekleri Assur'a girmiştir. Bundan da önemlisi Semiramis, dünyanın yedi harikasından biri olan "Asma Bahçeleri"yle ün kazanarak tarihe geçmiştir.
Kraliçe Sammuramat'ın M.Ö. 810 yılında kocası öldükten sonra hüküm sürdüğü yıllar, Urartu Kralı Menua'nın (yaklaşık öl. M.Ö. 810-786) ünlü sulama kanalı ve asma bahçelerini yaptırdığı yıllara rastlamaktadır. Yani Kral Menua sulama kanalını babası Işpuini ve oğlu İnuşpua ile birlikte ortak olarak yaptığı krallık döneminde değil.yalnız başına hüküm sürdüğü 810 yılından sonra yaptırmış olmalıdır. Çünkü Kanal ile ilgili olarak bırakmış olduğu 14 yazıtta da sulama kanalını inşa cttircnin yalnızca kendisi olduğunu özellikle vurgulamaktadır. Khorane'li Movses'in de belirttiği gibi sulama kanalının ve kanal boyunca yapılan diğer inşaatların bir kaç yıl içinde tamamlandığı anlaşılmaktadır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız